Blog / Yarış Gezileri / Güney Afrika 1 (Gidiş)

image description

Güney Afrika 1 (Gidiş)

110      

19 Ağustos 2018. Pek çok ilki barındıran unutulmaz bir gün. Çocuklarımızla yapacağımız ilk yurt dışı seyahat, ilk Ironman 70.3 Dünya Şampiyonası ve muhteşem, merak uyandıran bir ülke. Hedef Güney Afrika/Cape Town. 

Esenboğa Havalimanı

Ankara-Doha/Doha Cape Town uçuşları ile Güney Afrika'ya ulaşacağız. Öğlen saatinde Ankara-Doha uçuşu ile başlıyor seyahat. Qatar Airways ile yapacağız uçuşları. Öncelikle bagaj ve bisiklet teslimi sorunsuzca tamamlandı. Bisiklet için ek ücret ödemedik. İşlemler sonrası ikinci güvenliği de geçip bekleme salonuna geçtik. Kahve eşliğinde beklemeye başladık. Oğlumuz seyahat öncesindeki 1 hafta ishal, ateş gibi şikayetlerle hastaydı ve antibiyotik kullanıyordu ve seyahat sabahı son dozu içti. Durumumuz gayet iyiydi ve hatta bu rahatsızlığı seyahat sırasında değil, öncesinde geçirmiş olmasından dolayı şükür ediyorduk. Uçuşu beklerken biraz duygusal davranmaya başladı. Bunu heyecanlı olmasına bağladık. Uçuş saati gelince uçağa bindik. Tertemiz güzel bir uçak. Yan yana oturduk. Sorunsuz bir şekilde kalkış gerçekleşti. Yemek servisi başladı. O zamana kadar oğlumuz sürekli üşümekten şikâyet etti. Klimalardan olduğunu düşündük. Üzerini örttük. Normalde çok iştahlı olmasına rağmen yemeği de yemedi. 4 saatlik uçuş boyunca sızlanarak ve üşüyerek vakit geçirdik. Uçaktan inip bizi Qatar Hamad Uluslararası Havaalanına götürecek otobüse binince tuhaf bir şekilde yutkunduğunu fark ettik. El çantamızda bulunan poşeti tutunca otobüste kustu. Neyse ki temizce hallettik. Kusma sonrasında yüzünü silerken ateşi olduğunu fark ettik. Uçağa binmeden hemen önce antibiyotiğinin son dozunu aldığından ve gayet iyi olmasından dolayı hasta olabileceği hiç aklımıza gelmemişti. Alana giriş yaptık. Tüm medikal malzemeler bavulda olduğundan ateş ölçerimizde bavulda olduğundan eczane sormak ve ateş ölçtürmek için danışmaya başvurduk. Danışma alan içi ambulans çağrısı yaptı. Ambulans bisiklet 5 dakika sonra geldi ve ateş ölçümü yaptı. Ateşi 40,5 dereceydi. Bisiklet ambulans bizi revire götürdü. Doktor Beratı muayene etti. Muayene öncesi pasaportunuz ve uçuş kartınız alınıp işlem yapılıyor ve dolayısı ile bir sonraki uçuşunuza hasta olduğunuz iletiliyor(muş). Muayene sonrası ateş düşürücü uygulandı ve kulaklarında biraz şişlik olduğu gittiğimiz yerde de devam etmesi durumunda hastaneye gitmemiz söylendi. Havaalanında yapılan tüm bu tıbbi işlem tamamen ücretsiz olarak yapıldı. Ateşi biraz düşünce biraz neşelendi bizimki.

Önceden hazırladığımız atıştırmalıkları yiyip biraz dolaştık havaalanında. Sonra dinlenme salonuna geçtik biraz dinlenmek üzere. Hamad Uluslararası Havaalanında toplam 8 saat beklememiz vardı. Dinlenirken ateşi tekrar başladı. Yediklerini kusarak tekrar çıkardı. Bunlara bir de ishal eklendi. İnanılmaz büyük bir hızla tablo kötüleşti. İshal tuvaletten çıkamayacak ölçüde ve su gibiydi. Uçak saatine çok az bir süre kalmıştı ve biz tuvaletten çıkamıyorduk. Uçağa giden otobüse açılan kapıya yaklaştım ve elimdeki muayene raporunu gösterip bizi hızlıca uçağa yönlendirmelerini rica edecektim ki görevli kağıdı görünce hasta sizin çocuğunuz mu? dedi. Henüz ben konuşmadan çocuğu görmek istediğini belirterek uçmamıza izin veremeyeceğini söyledi. O an yaşadığım şok anlatılmaz. İshalin bulaşıcı bir hastalık nedeni ile olabileceğini ve tüm uçağı riske atamayacaklarını söylediler. Ayrıca uçakta herhangi bir şikâyeti olursa uçağın geri kalkış rotasına dönmesi gerekeceği açıklandı. O sırada Berat tuvaletteydi. Sakince durumu bildirdik, şikayetlerini söyleyip durumunun iyiye gittiğini ve şu anda iyi olduğunu son kez tedbir amaçlı uçağa binemeden önce tuvalete götürdüğümüzü belirttik. Tuvaletten çıkınca Berat'a gülmesini ve dik durmasını söylediğimizi bile hatırlıyorum. Görevli Berat'ı görünce doktoru aradı. Doktor bulaşıcı bir hastalığa bağlı olmadığını bildirince uçmamıza izin verildi. Otobüsten uçağa geçtikten 5 dakika sonra hoop hemen uçaktaki tuvalete :))

Bu sırada Hamad Havalimanı gerçekten çok büyük ve bahsedildiği gibi çok pahalı. 

11,5 saatlik uçuş boyunca, kusma ishal, ateş ne varsa azalan bir sıklıkla yaptık. Battaniye poşetine kusup delik kısımdan akan kusmuğa bile battık. Ama bunların hepsini çaktırmadan yaptık. Tek şansımız çok dolu olmayan uçakta 3'lü koltukta anne kız, 4'lü koltukta baba-oğul yayıla yayıla seyahat edebilmemizdi. Uzun saatler sonunda Cape Town'a indik. Telefonumuzu açıp, havaalanı internetine bağlanınca şok geçirdik. Booking üzerinden Long Street'te kiralamış olduğumuz ev ödeme yapmadığımız için iptal edilmişti. Hemen orada yine booking.com üzerinden diğer alternatiflere baktık ve başka bir ev tuttuk. Başımıza gelen bu diğer talihsizliğin aslında hayırlısı olduğunu o anda bilmiyorduk tabi ki ama o gün yaşayacağımız talihsizlikler henüz bitmemişti. Bu sefer de yeni evin sahibi parayı hesabına hemen göndermemizi istiyordu. Kendi hesabımızdan böyle bir işlemi swift ile yapmak 2-3 günü bulacağından fena halde çaresiz hissediyorduk kendimizi.  Alanda simkart aldık (sadece internet için). Bavullar ve bisiklet eksiksiz gelmişti. Oğluş tüm bunlar olurken her bulduğu koltuğa kendini atarak yattı. Zor günler geçireceğimizi düşünürken bir anda kendine geldi. Başlangıç ve bitişi 24 saat süren bir kâbus yaşamış olduk. Alanda paramızı Afrika Rand’ına çevirdikten sonra ikinci kiraladığımız ama henüz parasını nasıl göndereceğimizi çözemediğimiz eve doğru yola çıktık. 

 

Not: Neden Qatar Airways? Onur’un eğlenmek için katıldığı Ironman 70.3 Belek yarışında Dünya Şampiyonası slotu gelince ne kadar masrafımız olacağının hesabını hiç yapmadan balıklama atladık. Şöyle bir hesaba başladığımızda da en büyük kalemlerden birinin Güney Afrika ya ulaşmak olduğunu gördük. Paramızın ülkemizde kalmasını çok istememize rağmen rakiplerine göre çok daha ucuz olan Qatar Airways’i seçmek zorunda kaldık.